sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

yansın babilon

118 kişi kendisini tutuyor, 52 arkadaşı var.


küçük mimar burjuva kedi olarak çalışıyor. http://birmimarbirkedi.blogspot.com/ adlı bir sitesi var.

çok saçma

ubermencsh   18 Mayıs 2011 22:28  

Adisyon Arkası Yazıları-1 hangi tarihe kaldı sarhoşluğun dizelerin öfkeli yine eli ayağına dolaşmış bir hüznün izlencesidir hayatın. .... De ki; hasrete bulaşmış her sevda cehennemliktir ve sarsılan hayallerin artık sana değil dilencilere yarar. De ki; bu yağmurda biriken ölüme giden bir sürgünün gözyaşıdır ve her serseri akıl gibi bir aşka duvar olmuştur.

epsil10   22 Ağustos 2010 21:43  

eski dosttan selam

dylon   21 Mart 2010 00:33  

selam ey eski dost

in vino veritas   01 Mayıs 2010 23:19  

eski bir tanıdık ya da
neler yapmaktasın bakalım

dylon   03 Mayıs 2010 18:48  

iş-güç, nerede eski öğrencilik günleriii...

in vino veritas   04 Mayıs 2010 23:55  

alaluya alaluuya. negsel şarkı.

nitrometan    26 Ocak 2010 03:31  

ne güzel söylüyor maşala

nediryani   26 Ocak 2010 03:32  

2010 gelsin hepimize huzur geitrsin, lanet 2009 git artık!

in vino veritas   31 Aralık 2009 21:33  

bu vesileyle koyim 2009 a

ukumi   31 Aralık 2009 21:35  

ben azına azına vurayım ikibindokuzun. ne pis bi yılmış arkadaş. he bi de in vino hazretleri bana memesen veriniz arada iki lafın belini kırak. mesıç atılmıyor zati kinlendim ya :/

nitrometan    26 Ocak 2010 03:30  

ona vermişken bana da verin. neyse ben yatayım artık. iyi geceler fitrofetan :*

nediryani   26 Ocak 2010 03:31  

yaz çiz karala rss kaynağı

adresi: http://in-vino-veritas.sosyomat.com/blog
2 yorum var - 05 Mayıs 2010 00:11 yazılmış
0 yorum var - 13 Ocak 2010 12:16 yazılmış
aferim21

AVATAR

13 yorum var - 18 Aralık 2009 17:53 yazılmış
3 yorum var - 22 Kasım 2009 20:01 yazılmış
2 yorum var - 30 Ağustos 2009 14:44 yazılmış
0 yorum var - 05 Nisan 2009 21:50 yazılmış
0 yorum var - 31 Mart 2009 22:22 yazılmış
1 yorum var - 18 Mart 2009 23:08 yazılmış
11 yorum var - 22 Şubat 2009 01:08 yazılmış
3 yorum var - 14 Aralık 2008 00:31 yazılmış

in vino veritas not kutusu rss kaynağı

arkadaşları neler demişler?

To Be Read In the Interrogative
A great poem by Julio Cortazar.

Have you seen
Have you truly seen
the snow the stars the felt steps of the breeze
Have you touched
really have you touched
the plate the bread the face of that woman you love
so much
Have you lived
like a blow to the head
the flash the gasp the fall the flight
Have you known
known in every pore of your skin
how your eyes your hands your sex your soft heart
must be thrown away
must be wept away
must be invented all over again

in vino veritas   13 Ocak 2010 11:56  

"...
Daha da acısı
Kılıcın elinde
Alnında bir tutam güneş
Kalakalıyorsun ortada."

in vino veritas   04 Ekim 2009 00:21  

DİNLEYİN!..

Dinleyin !
Bu yıldızları böyle her gece niçin yakarlar ?
Herhalde birisine gerekli diye?
Herhalde yanmalarını isteyen birisi var?
Ve herhalde birisi bu balgam parçalarını inci diye sayıklar?
Ve zorlayıp bir öğle vakti kalkan toz borasını Tanrı katına varır geç kalmak korkusu yüreğinde yalvarır

öper Tanrı' nın elini merhamet dilenerek ağlar - anlatır kendisine niçin bir yıldız gerektiğini - bu azaba yıldızsız katlanamayacağını Ve sonra o birisi
gezdirir boğuntusunu diyar diyar sakin gözükmeğe çalışarak: "Şimdi daha iyisin değil mi?" diye sorar yoluna ilk çıkana "Korkmuyorsun artık değil mi?"
Dinleyin!
Yaktıklarına göre bu yıldızları böyle her gece
Birisinin işine yaramaları şart öyle değil mi ve şart olsa gerek gene her gece hiç olmazsa bir yıldızın yanıp sönmesi..

Vladimir MAYAKOVSKI

in vino veritas   22 Şubat 2009 01:05  

MUM ALEVİ ile oynayan KEDİ'nin öyküsü

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında
O evde bir de kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi, oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mum yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti,
Kedi büyüdü gitti.
Oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri..
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

in vino veritas   08 Aralık 2008 21:24  

"İnsanoğlunun sonucu harekettir, düşünce değil; bu en soylu düşünce bile olsa!"

Thomas Carlyle

in vino veritas   19 Temmuz 2008 15:52  

Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer "her gece"
"Yalnızlık" sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna
"Olur olmaz" yere ıslanıyorsa kirpiklerin artık herşeye
"Anne"ni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan

Kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
Kendini "kimsesiz" ve "erken unutulmuş" hissediyorsan
İçindeki çocuğa sarıl
Sana "insan"ı anlatır...

in vino veritas   26 Mayıs 2008 02:35  

Neden sevineceksiniz ki?
Bir fetih mi kazandırdı yurduna bugün?
Kimi vergiye bağlamış ta bir esiri zincire vurup getiriyor savaş arabasıyla?
Sizi gidi taş kalpliden, kalın kafalıdan da beter rezil ahmaklar!
Behey Roma’nın katı yürekli, gaddar insanları,
Ne oldu yoksa unuttunuz mu Pompeius’u? Yüzlerce defa
Nasıl da tırmanırdınız surlara, burç duvarlarına,

Kulelerin, pencerelerin, bacaların diplerine yanaşır,
Kucağınıza çoluk çocuğu alıp bir yere tüner,
cümbür cemaat bütün gün sabırla bekler,
Yüce Pompeius’un Roma sokaklarından geçişini görürdünüz.
Savaş arabasını görür görmez meydanlara dökülürdünüz,
Siz değil miydiniz tüm dünyayı inleten,
Tiber nehrini ta diplerine dek zangır zangır titretip de,
Kulaklarda müthiş bir yankı bırakan sesin sahibi?
Şimdi en güzel kıyafetlerinizi giydiniz demek,
Şimdi seçkin bir düğün bayram yapıyorsunuz demek,
Ve işte çiçekler de saçıyorsunuz yolları üstüne demek,
Pompeius’un kanı üzerinde zafer yürüyüşü yapan adamın?
Defolun buradan!
Evlerinize koşup da, diz çökün tanrılarınız önünde,
Musibetlere uğramamak için dua edin onlara,
Bu nankörlüğünüze ihsan etmeleri gerek siz yanmadan.

W.S.

in vino veritas   23 Nisan 2008 20:53  

Biri beyaz biri kara iki kedi..
birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,
birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.
Gölgeler akşamüstünü söylüyor.
Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.
Yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,
uzun yolları da göze alabilen bir dostluk

Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
Akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,
değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ...

Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,
bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerken
bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,
her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların
savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...

Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
ya da olanlar olması gerekenler değildir.
Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...

Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir
kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,
omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir.
Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O,
boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
M.M.

in vino veritas   08 Ocak 2008 01:16  

in vino veritas   08 Ocak 2008 01:08  

"Çekmeyiz aşağılık dünyanın gamını
Özleriz gül rengi şarabın canını
Şarap dünyanın kanı, dünya ise kanlımız
Niçin içmeyelim kanlımızın kanını"
Ö.H.

in vino veritas   21 Aralık 2007 17:00  

Sosyomatlar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. istanbul

    istanbul

    11493 üyesi var. üyelik serbest.
  2. düşünce çöplüğü

    düşünce çöplüğü

    2954 üyesi var. üyelik serbest.
  3. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    2865 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. rakı

    rakı

    1893 üyesi var. üyelik serbest.
  5. marksist idman yurdu

    marksist idman yurdu

    896 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

1 2 3 4

dinlenesiceler

hişşşşşşt


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage